İlerleyen yaş omurga ağrısına mahkum etmiyor
Omurga sağlığını korumada düzenli hareketin ve kas gücünü artıran egzersizlerin önemine dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, “Belirli bir ‘doğru duruşun’ ağrıyı önlediğine dair güçlü bir kanıt yok. Tek bir pozisyonda saatlerce kalmak ise rahatsızlık hissi yaratabilir.” dedi. Sigara kullanımının disklerin yıpranmasını hızlandırabildiğini ifade eden Op. Dr. Kaya, bel ve boyun ağrısına eşlik eden güç kaybı, denge bozukluğu ve idrar veya dışkı kontrolünde değişiklik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, 16 Ekim Dünya Omurga Günü kapsamında yaşla birlikte omurgada meydana gelen değişikliklerden nasıl daha az etkilenileceği hakkında açıklamalarda bulundu.

Omurgayı genç tutmak, işlevsel tutmak demek!
Omurgada ve eklemlerde yaşla birlikte herkeste bir ölçüde değişiklikler görüldüğünü aktaran Op. Dr. Ercan Kaya, “Ancak yıpranma ile ağrı aynı şey değildir.” dedi.
Röntgen ya da MR gibi görüntülemelerde yaşa bağlı değişiklikleri görülen pek çok kişinin hiç ağrısı olmadığına işaret eden Op. Dr. Kaya, “Bizim etkileyebildiğimiz kısım omurganın işlevidir. Düzenli hareket, kas gücü, sağlam kemik ve sigaradan uzak durmak ileri yaşta rahat hareket etmeye katkı sağlar. Bu anlamda ‘omurgayı genç tutmak’, ‘omurgayı işlevsel tutmak’ demektir.” şeklinde konuştu.
Bel ve boyun ağrısında bazı belirtiler acil değerlendirme gerektiriyor!
Bel ve boyun ağrısının çoğunun ciddi bir nedene bağlı olmadığını ifade eden Op. Dr. Kaya, “Yine de ağrıyı yalnızca yaşa bağlamak doğru olmaz.” dedi.
Bazı durumlarda hekime başvurmak gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Kaya, bu durumları şöyle sıraladı:
“Kol ya da bacakta giderek artan güçsüzlüğün vakit kaybetmeden değerlendirilmesi gerekir. İdrar ya da dışkı kontrolünde bozulma, genital bölgede veya oturma bölgesinde uyuşma gibi durumlarda acil müdahale gerekir. Ağrıya ateşin eşlik etmesi, kanser öyküsü olan birinde yeni başlayan ağrı, açıklanamayan kilo kaybı, gece uykudan uyandıran ağrı, ciddi bir darbeden sonra başlayan ağrı, kemik erimesi olan ya da uzun süre kortizon kullanan ileri yaştaki birinde basit bir düşmeden sonra başlayan ağrı, ellerde beceriksizlik veya yürürken dengesizlik gibi belirtilerde dikkatli olunmalı.
Bu işaretler her zaman ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez; değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Birkaç haftada azalmayan ağrı da hekime gösterilmelidir.”
Dik oturmaya çalışmak yerine sık sık pozisyon değiştirmek daha doğru!
Uzun süre oturmanın tek başına bel ağrısına yol açtığının araştırmalarda net olarak gösterilemediğini hatırlatan Op. Dr. Kaya, “Ancak bel fıtığı gibi altta yatan bir hastalık durumunda ağrıyı tetiklemesi yahut mevcut ağrının artışına neden olması olası bir durum.” dedi.
Belirli bir ‘doğru duruşun’ ağrıyı önlediğine dair güçlü bir kanıt da olmadığını savunan Op. Dr. Kaya, “Tek bir pozisyonda saatlerce kalmak ise rahatsızlık hissi yaratabilir. Bu yüzden ‘dik otur’ yerine ‘sık sık pozisyon değiştir’ demek daha doğru. Genel sağlık için de uzun oturmayı kısa aralarla bölmek ve gün içinde hareket etmek önerilir.” açıklamasını yaptı.
Sigara, disklerin yıpranmasını hızlandırıyor ve bel ağrısı riskini artırıyor!
Sigaranın, disklerin yıpranmasını hızlandıran bir etken olduğunu vurgulayan Op. Dr. Ercan Kaya, “İkiz çalışmaları ve genetik analizler bu etkiyi destekliyor. Sigara içenlerde bel ağrısı ve radiküler ağrı (belden bacağa yayılan ağrı) daha sık görülür.” dedi.
Sigarayı bırakmanın bu ek riski azalttığını, ancak tamamen ortadan kaldırmadığını dile getiren Op. Dr. Kaya, “Sigara ayrıca kemik sağlığını da olumsuz etkiler ve omurga ameliyatlarından sonra iyileşmeyi zorlaştırır. Fazla kilonun da disk yıpranması ve bel ağrısı riskini artırdığını çalışmalar destekliyor. İş yaşamında sık ve ağır yük kaldırmak kronik bel ağrısıyla ilişkilidir. Hareketsizlik ve fark edilmeyen kemik erimesi de göz ardı edilmemelidir.” diye konuştu.
Kemik erimesi, basit bir düşmede bile omurga kırığına yol açabiliyor!
Sessiz ilerleyen kemik erimesinde basit bir düşmenin bile omurgada kırığa yol açabileceği uyarısında bulunan Op. Dr. Kaya, “Kemik erimesi (osteoporoz), kemiğin yoğunluğunun ve dayanıklılığının azalmasıdır. Çoğu zaman kırık oluşana kadar belirti vermez.” dedi.
İleri yaşta, özellikle menopoz sonrası kadınlarda sık rastlandığını kaydeden Op. Dr. Kaya, “Kemik erimesi olan kişilerde omurga kemikleri basit bir düşmede, hatta öne eğilmek ya da bir şey kaldırmak gibi günlük hareketlerde bile kırılabilir. Bu kırıkların bir kısmı fark edilmez; boy kısalması ya da sırtın öne doğru eğilmesi bir işaret olabilir. Hekimin uygun gördüğü durumlarda kemik yoğunluğu ölçümü, sonrasında gerekiyorsa ilaç tedavisi ve tabi ki düşmeleri önlemek korunmanın önemli birer parçasıdır.” ifadelerini kullandı.
Omurgayı korumak için her yaşta egzersize başlanabilir!
Kasların omurganın hareketini ve dengesini desteklediğine dikkat çeken Op. Dr. Kaya, “Düzenli egzersizin bel ağrısı riskini azalttığı pek çok çalışma ile gösterilmiştir. İleri yaşta düzenli yapılan direnç egzersizleri (ağırlık, lastik bant ya da vücut ağırlığıyla yapılan güçlendirme egzersizi) kas gücünü belirgin biçimde artırır. Egzersiz, kemik kaybını da yavaşlatabilir. Egzersiz, omurgadaki yaşa bağlı değişimi durdurmasa da kas ve kemikleri kuvvetlendirerek bu durumdan kaynaklanan şikayetleri azaltma hatta önlemede etkilidir. Başlamak için ise hiçbir zaman geç değildir.” bilgisini paylaştı.
Yaş ilerledikçe hareketli kalmak ve omurgayı korumak için edinilmesi gereken alışkanlıklara değinen Op. Dr. Ercan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gün içinde düzenli hareket edilmeli, uzun süre hareketsiz kalınmamalı. Haftada en az iki gün, tüm büyük kas gruplarını çalıştıran güçlendirme egzersizi yapılmalı. Sigara kullanılmamalı. Sağlıklı kilo korunmalı. Kemik sağlığı ve kemik yoğunluğu ölçümünün gereği hekimle konuşulmalı.
Daha önce düşmüş ya da düşme riski yüksek olanlar evdeki düşme risklerini, gerekirse bir sağlık profesyonelinin desteğiyle gözden geçirmeli. Ağrı azalmıyorsa ya da uyarı işaretleri varsa vakit kaybetmeden hekime başvurulmalı.”


