Erken Yaşta Anne Olmak ve Çoklu Doğum Meme Kanseri Riskini Azaltıyor
Türkiye’de gerçekleştirilen hastane merkezli bilimsel bir çalışma, kadın sağlığına dair son derece çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
BSHA / Ankara – Türkiye’de gerçekleştirilen hastane merkezli bilimsel bir çalışma, kadın sağlığına dair son derece çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Sivas’ta yapılan vaka-kontrol araştırması; 30 yaşından önce gerçekleşen ilk gebeliğin ve yüksek doğum sayısının, meme kanserine karşı güçlü birer koruyucu kalkan olduğunu bilimsel verilerle kanıtladı.
Sivas’ta Geniş Kapsamlı Araştırma: 555 Kadın Mercek Altına Alındı Orta Anadolu’nun kentsel bölgesinde yer alan Sivas’ta, geleneksel yaşam tarzı özelliklerini taşıyan kadın popülasyonu üzerinde önemli bir bilimsel araştırma yürütüldü. Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma Hastanesi Onkoloji Bölümü bünyesinde gerçekleştirilen çalışmada; histolojik olarak meme kanseri tanısı doğrulanmış olan 172 hasta ile daha önce bu tanıyı almamış 383 sağlıklı kontrol grubu karşılaştırıldı. Araştırmacılar çalışmada, katılımcıların adet ve üreme geçmişlerine dair veriler yüz yüze anket tekniği kullanılarak toplandı.
30 Yaş Öncesi İlk Gebelik ve Çok Çocuk Sahibi Olmak Kansere Karşı Koruyor
Araştırmanın istatistiksel analiz sonuçlarına göre; 30 yaşından önce gerçekleşen ilk tam süreli gebelik ile 2’den fazla doğum yapmış olmak, meme kanserine yakalanma riskini anlamlı derecede azaltan iki temel koruyucu faktör olarak tespit edildi. İstatistiksel analizlerde sınırda kalsa da, doğum sayısı 2 ve daha az olan kadınlarda meme kanseri riskinin, 2’den fazla doğum yapan kadınlara kıyasla daha yüksek bir eğilim gösterdiği gözlemlendi. Benzer şekilde, ilk doğumunu 30 yaşından sonraya erteleyen kadınların da meme kanserine yakalanma oranının daha yüksek olduğu belirlendi.
Çalışmada referans verilen uluslararası literatür de bu sonuçları kuvvetle desteklemektedir. Yapılan epidemiyolojik çalışmalara göre, 24 yaşından önce çocuk doğuran kadınlarda yaşam boyu meme kanseri riski belirgin şekilde azalmakta ve ek gebelikler bu koruyucu etkiyi daha da artırmaktadır. Örneğin, Japonya’da yürütülen bir araştırmada, dört veya daha fazla doğum yapmış kadınların, tek doğum yapanlara kıyasla meme kanseri riskinin %69 oranında daha düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca ilk doğumunu 25 yaşından önce yapan kadınların, bu süreci 34 yaşından sonraya erteleyenlere göre kanser riskini ciddi oranda azalttığı belirlenmiştir.
Biyolojik Sır: Hücresel Olgunlaşma ve Hormon Dengelemesi Bilim insanları, gebeliğin meme kanserine karşı sunduğu koruyucu etkiyi vücutta meydana gelen yapısal ve hormonal değişimlerle açıklıyor. Gebelik süreci, meme bezlerinin daha farklılaşmış ve olgun bir yapıya kavuşmasını sağlar. Farklılaşmış bu meme dokusu, kansere yol açabilecek dış etkenlere ve hücresel değişimlere karşı çok daha dirençli hale gelmektedir.
Ayrıca biyolojik mekanizmada prolaktin ve östradiol hormonlarının dengelenmesi hayati bir rol oynamaktadır. Çok doğum yapmış kadınlarda, hiç doğum yapmamış olanlara göre prolaktin hormonu düzeylerinin önemli ölçüde daha düşük olduğu bilinmektedir. Bu kadınlarda dolaşımdaki östradiol seviyelerinin daha düşük, serbest veya biyoyararlanılabilir östradiol seviyelerinin ise daha yüksek olması koruyucu etkiyi pekiştirmektedir.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri Risk Farkındalığını Zorunlu Kılıyor
Türkiye’de kadınların eğitim düzeyinin yükselmesi ve sosyal dönüşümler; evlilik ile ilk gebelik yaşının yükselmesini, doğurganlık oranlarının ve emzirme sürelerinin ise azalmasını beraberinde getirmiştir. Yaşam tarzındaki bu değişimler meme kanseri vakalarında hızlı bir artışa zemin hazırlayabilmektedir. Bu sebeple, Sivas’ta gerçekleştirilen bu araştırma, kadınların kendi üreme geçmişleri ve yaşam tarzlarının getirdiği risk faktörleri konusunda farkındalıklarını artırmalarının ne denli hayati olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. (BSHA / Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)


